9 Mayıs Şans Topu Sonuçları Şanslı Numaraları öğren!

9 Mayıs Şans Topu Sonuçları Şanslı Numaraları öğren!

Milli piyango İdaresi tarafından Düzenlenen Şans topu sonuçları açıklandı 09.05.2012 Şans Topu 5+1 sonuçları bu sayfada.İşte 9 Mayıs 2012 Şans Topu çekilişi sonuçları kazandıran numaralar…

Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’nce düzenlenen Şans Topu oyununun bu haftaki çekilişinde 5 artı 1 bilen 4 kişi, 477 bin 485 lira 45′er kuruş ikramiye kazandı.

9 Mayıs Şans Topu Sonuçları; 6, 7, 8, 20, 28 + 7 olarak belirlendi…

Genel Müdürlük’ten yapılan açıklamaya göre, 5 bilen 22 kişi, 3 bin 142 lira 45′er kuruş, 4+1 bilen 289 kişi, 239 lira 30′ar kuruş, 4 bilen 3 bin 289 kişi, 28 lira 15′er kuruş, 3+1 bilen 9 bin 491 kişi, 12 lira 60′ar kuruş, 3 bilen 96 bin 388 kişi, 3 lira 30′ar kuruş, 2+1 bilen 89 bin 308 kişi, 3 lira 75′er kuruş, 1+1 bilen 290 bin 326 kişi, 2 lira 10′ar kuruş ikramiye alacak.

9 Mayıs 2012 Şans Topu Sonuçları Tıklayın!

569. haftasında çekilecek olan Şans Topu 5+1 çekilişi yine vereceği büyük ikramiyelerle hayalleri süslemeye devam ediyor. Şans Topu 5+1 – 569.hafta çekilişi sonuçlarını çekilişten hemen sonra an ve an http://www.sanstopusonuclari.com/ farkıyla öğrenebilirsiniz…

Rıvan Dilmen ne kadar haklı?

Emre Belözoğlu için ”bavulunu topla git” diyen Rıdvan Dilmen ne kadar haklı?

Emre Belözoğlu, Zokora ile sahadaki sözlü tartışmasına son noktayı basın toplantısında koydu. Irkçı bir söylemde bulunmadığını söyledi. Hatta ileriye gidip “içimde ırkçılık besliyorsam Allah kalbimi yerinden çıkarsın” dedi.

Ardından sözü kendisine “bavulunu toplayıp hemen gitsin” diyen Rıdvan Dilmen’e getirdi. Emre’nin Fenerbahçe’nin tarihinde önemli bir yere sahip Rıdvan Dilmen’i sevmediğini, saygı duymadığını hiç zannetmiyorum. Ancak insanın en yakınından tokat yediği durumlar vardır ya, öyle hissetiğinden de eminim.

Herkes görüşlerinde özgürdür ancak Rıdvan Dilmen gibi patron edasıyla bir futbolcunun ipini kesmenin de hiç doğru olmadığını düşünüyorum. Zaten Türkiye’de bu bir çeşit hastalık değil midir? Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yaparız. İşimize gelirse yapılan doğrudur, işimize gelmezse yapılan yanlıştır.

Bir yönetici kalkıp kötü giden bir maç sonunda “hakem düdüğünü assın” dediğinde spor basını buna karşı çıkmadı mı? Hele o yönetici “Bakın işte hakeme düdüğü nasıl astırdım” dediğinde ona duyulan öfke artmadı mı?

Rıdvan Dilmen’in söylediği şeyin bundan ne farkı var? “Emre hemen bavulunu toplasın gitsin” diyor. Bu söz kendisine yönelik olsaydı hiç kızmayacak mıydı?

DİLMEN’İN SÖYLEDİKLERİ ÖNEMLİ!

Bir de olayın başka ve önemli bir yanı daha var. Bu lafı söyleyenin Rıdvan Dilmen olması özel bir anlam taşıyor. Rıdvan Dilmen şu anda sıradan bir isim değil. Şike iddiaları süresince Metris’i defalarca ziyaret eden, hatta Fenerbahçe adına arabuluculuk görevini üstlendiği ileri sürülen bir isim.

Şike iddialırının başladığı 3 Temmuz’a kadar Rıdvan Dilmen yaptığı yorumlarla en tarafsız isim olarak futbolseverlerin gönlünde adeta taht kurmuştu. Ancak o tarihten sonra ne olduysa oldu, tarafsızlığına dair kamuoyunda şüpheler oluşmaya başladı. Bir ara ortalarda görünmeyince, “Rıdvan Dilmen nerede, neden hiç konuşmuyor?” Diye sorular sorulmadı mı?

Bu açıdan Fenerbahçe ile ilgili söylediği her sözü şahsen ben önemsiyorum. Emre’nin de önemsemesi kadar doğal bir durum yok. Bildiği birşey varsa net olarak söylemeli!

Unutmadan kariyer konusuna da gelelim. UEFA Kupası sevinci yaşamış, Avrupa’da önemli takımlarda forma giymiş, çok daha fazla şampiyonluk yaşamış Emre, tabiki bu konuda fark atıyor. Ancak Rıdvan Dilmen için de döneminin şartlarında Türk futbolunun yetiştirdiği en yetenekli isim diyebiliriz. Burada sorun kariyerde değil, ağızdan çıkan kelimelerde.

Muhteşem Yüzyıl’ın 56. bölüm  fragmanı yayınlandı

“Muhteşem Yüzyıl”ın Valide Sultan’ı Nebahat Çehre, sezon finalinde diziden ayrılacağını açıkladı.

“Valide Sultan sezon sonunda ölüyor. Aslına bakarsanız tarihsel örgüye göre uzun bile yaşadı. Çocuklar doğdu, büyüdü, o hâlâ hayatta. Zaten daha önce ölmesi gerekirdi” diyen Çehre, bu finalin ardından bir sür dinlenmek istediğini de sözlerine ekledi:

“Yedi senedir durmaksızın çalışıyorum. O nedenle yeni proje tekliflerini geri çevirmeye başladım. Üç dört ay tatil yapacağım.”

Bu arada Çehre ile birlikte Malkoçoğlu karakterini canlandıran Burak Özçivit de diziye veda etmeye hazırlanıyor. Malkoçoğlu için bu akşam ekrana gelecek bölümde idam kararı çıkacak. Ancak kararın uygulanıp uygulanmayacağı bir sonraki bölümde kesinlik kazanacak.

Yılmaz Özdil millete açık açık hakaret etti!

Hürriyet Yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında açık açık millete küfretti…

Hürriyet Yazarı Yılmaz Özdil, milleti bakın ne yerine koydu…

Taklamakan

Takla’makan çölünde…

Yal“takla”nma meşhurmuş.

Fış’takla fış’takla…

Kos“takla”nmış padişah.

Memleket takla’makan ya…

Toplayın ahaliyi, beni sevip sevmediklerini kanıtlamak için takla atsınlar, göreyim bakiim demiş.

Ters takla.

Güvercin takla.

Salto atan bile olmuş.

E sıkılmış seyretmekten…

Tar“takla”yın dağılsınlar demiş.

Tar’takla tar’takla…

Çıt yok.

Pa“takla”yın demiş.

Vermişler ahaliye odunu.

Pa’takla pa’takla…

Tepe’takla oluyorlar.

Gık çıkmıyor.

Padişah delirecek…

Ulan demiş, bu ne biçim ahali?

Odunu kalınlaştırın, bi tane de

takla’vatı güçlü ızbandut koyun,

hem pataklasın, hem de…

Uygulama derhal başlamış.

Tık yok iyi mi.

Mutlu mesut…

Pay“takla”ya pay“takla”ya geziyorlar.

Padişah dayanamamış…

Benim bile kanıma dokundu, hâlâ

kılınız kıpırdamıyor, yok mu bi itirazı olan?

Kalabalığın en arkasından biri utana sıkıla elini kaldırmış, “efenim” demiş…

“Mümkünse takla’vatı güçlü arkadaşın sayısını ikiye çıkarın, tek tek uğraşırken kuyruk oluyor da!”

NOT:Ay başında “Doğalgaz’ık” yazmış, zamlarından şikâyet edilen doğalgazın adeta bayram havasında karşılandığını hatırlatırken, Nazilli örneğini vermiş, “doğalgaz döşeme şerefine, mehter takımı eşliğinde, Belediye Başkanı, Kaymakam, Başsavcı ve Garnizon Komutanı tarafından lokma dağıtıldı” demiştim. Nazilli Başsavcısı sayın Doğan Kaya, söz konusu törene katılmadığını belirterek, cevap ve düzeltme metni gönderdi. Haklı… Aslında yerel kaynaklardan aldığım bilgilerle yazmıştım ama, tekrar dönüp sorunca anlıyorum ki, eşeklik edip, yanlış yazmışım. Kendisinden özür dilerim. Başsavcı katılmadı.

Müftü katıldı.

Ayşenur Aslan’ı bombardımana tuttu

”Ayşenur Abla, Ergenekon’u “muhalefeti susturma” davası olarak damgalamaya çalışmıştı, şimdi 28 Şubat’ı mahkum etmeye çalışıyor.”

Star’dan Ergun Babahan, CnnTürk’te Medya Mahallesi’ni sunan Ayşenur Arslan’ın 28 Şubat davası ile ilgili yayınlarını eleştirdiği yazısında ‘Ayşenur Abla biraz da demokrasiyi savunsa’ dedi.

İşte Babahan’ın yazısının ilgili bölümü:

CnnTürk’ün Medya Mahallesi iyi bir iş yapıyor ve çok seslilik adına farklı seslere programında yer veriyor.

Ama bunu sınırlı ölçüde ve militarize bir çizgide yapıyor.

Nasıl mı?

Mesela “28 Şubat ve intikam” konulu programlar yapıyor ama hep “Bu dava intikama dönüşmesin” diyen insanları çıkarıyor ekrana.

Elbette hiçbir dava intikam hesaplaşmasına dönüşmemeli.

Ancak Akın Birdal gibi o dönemin hesabını canıyla ödeme noktasına gelmiş insanlara söz hakkı vermiyor olması yanlış.

Bir de 28 Şubat gibi toplumun geneline zarar vermiş bir davayı çarpıtma görevine soyunması daha yanlış.

Bir gazetecinin, medyada muhalefet etkisinin azalmasına inanması ayrı bir şeydir, militaristleri koruması ayrı bir şeydir.

Biz Ayşenur Arslan’la aynı medya grubunda çalıştık, o atv’de haber dairesinin sorumlusuydu, ben Sabah yazıişlerinin 2 numaralı adamıydım.

Atv, Fethullah Gülen’in meşhur kasetlerini yayınladı, biz andıçı haber yaptık.

Aradan yıllar geçti ama bu yıllar ne yazık ki, Ayşenur Abla’nın Kemalist damarını daha da güçlendirdi. (Annesine söylemeyin, onu hala solcu sanıyor ama Ayşenur Abla ne yazık ki piyano çalıyor.)

Ayşenur Arslan, programında hala farkında olarak veya olmayarak bir psikolojik savaş sürdürüyor. 28 Şubat Davası’nın bir intikam hareketi olduğunu ispata çalışıyor.

Ayşenur Abla’nın cevabını vermesi gereken ilk soru şudur: 28 Şubat yasal bir hareket midir?

Buna evet demesi zor.

Yasal olmayan bir müdahalenin hesabının yargı önünde sorulmasının yanlışı nerededir.

Ayşenur Abla, Ergenekon’u “muhalefeti susturma” davası olarak damgalamaya çalışmıştı, şimdi 28 Şubat’ı mahkum etmeye çalışıyor.

Kendini sosyalist sanan Kemalist kuşağın açmazı da tam bu. 28 Şubat’ın gerici bir sermaye harekatı olduğunu göremiyor ve o darbenin asli unsurlarına hizmet etmeye çabalıyorlar.

Diyeceğimiz sadece şudur: Kız sen 28 Şubat’ın neresindensin!

Etiketler: Medya Mahallesi, Ayşenur Arslan, 28 Şubat, Postmodern darbe, dava

Mahsun’dan Ahmet Hakan’a saptı

Son dönemde adı Mahsun Kırmızıgül ile anılan spiker Neşe Sapmaz yazar Ahmet Hakan ile yakınlaştı.

Mahsun Kırmızıgül ile aşk yaşadığı iddiasıyla spor spikerliği yaptığı Kanal 24′deki işine geçtiğimiz aylarda son verilen Neşe Sapmaz’ın aşk defteri gün geçtiktçe kabarıyor. Kırmızıgül ile birlikte olduğu iddia edilen güzel spikerin önceki gün yazar Ahmet Hakan ile Ortaköy’de biraraya geldiği romantik buluşması kare kare objektiflere takıldı. Birlikte oturdukları kafede koyu sohbete dalan ikilinin çikolatayla birlikte şaraplarını keyifle yudumladıkları görüldü. Kimi zaman yanlarındaki başka bir arkadaşlarının da eşlik ettiği ikilinin yalnız kaldıkları anlarda birbirlerine romantik bakışlar attıkları görüldü. Fotoğraflarının çekildiğini fark eden ancak durumu bozuntuya vermeyen ikilinin sakin hali ise gözlerden kaçmadı.  Hürriyet

Özkasnak’ın kızına canlı yayın şoku

Erol Özkasnak’ın CNBC-e’de sunuculuk yapan kızı İnci, gözaltı haberini canlı yayında altyazıdan öğrendi.

Erol Özkasnak’ın CNBC-e’de sunuculuk yapan kızı İnci, gözaltı haberini canlı yayında altyazıdan öğrendi.

Duygulanan ve reklam arasında yayından ayrılan İnci Özkasnak’ın haftaya babasının gözaltına alındığı Bodrum’daki villada nişanı vardı.

Başsavcılığı’nca yürütülen 28 Şubat soruşturmasıyla ilgili operasyonun 2′nci dalgasında, emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın Bodrum’daki evini 40 polis aradı.

Bu sırada CNBC-e’de Piyasa Ekranı’nı sunan İnci Özkasnak, babasının gözaltına alındığı canlı yayında geçen son dakika haberiyle öğrendi.

SON DAKİKA ALTYAZISI İLE ÖĞRENDİ

Genelkurmay eski Genel Sekreteri emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’ın Yalıkavak beldesi Gümüşkaya sitesinde jandarma korumasındaki villasında dün saat 08.00′de başlayan ve 40 polisin katıldığı arama geç saatlere kadar sürdü. Saat 09.00′da ise arama yapıldığı haberi ajanslara düştü.

İşte bu sırada Erol Özkasnak’ın kızı da canlı yayında program sunuyordu. Saat 09.09′da CNBC-e’de Piyasa Ekranı’nı sunan İnci Özkasnak, babasının gözaltına alındığını son dakika olarak geçen altyazı haberiyle öğrendi.

Canlı yayında babasının evinde arama yapıldığını ve gözaltı kararını öğrenince zor anlar yaşayan İnci Özkasnak’ın sesinin titrediği görüldü.

HAFTAYA O VİLLADA NİŞANLANACAKTI

Konuğuna yönelttiği sorunun ardından konuşmakta güçlük çektiği farkedilen İnci Özkasnak, saat 09.17′ye kadar canlı yayında kaldı. Reklam arası verilince de bilgi almak için stüdyodan ayrıldı ve canlı yayına devam etmedi. İnci Özkasnak’ın aranan villada 28 Nisan’da nişanlanacağı öğrenildi.

Özkasnak  Özkök ile Çekirge’inin ismimi verdi

Savcılık, Erol Özkasnak’a ”Medyayla işbirliği yaptınız mı?” diye sordu; Özkasnak ise ”Çevik Bir, Fatih Çekirge ve Ertuğrul Özkök ile makamında görüştü” dedi.

Emekli Tümgeneral Erol Özkasnak’a, savcılıkta, “Refah-Yol’u devirmek için medyayla işbirliği yaptınız mı?” sorusu yöneltildi.

Özkasnak, “Çevik Bir, makamında Sabah grubundan Fatih Çekirge ve Hürriyet grubundan Ertuğrul Özkök ile ayrı ayrı görüştü. Ben yoktum, görüşmenin içeriğini bilmiyorum” dedi.

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcıvekilliği’nce yürütülen 28 Şubat soruşturmasının ikinci dalgasında gözaltına alınan 11 kişiden dün ilk olarak dört muvazzaf Albay Ankara Adliyesi’ne getirildi. Şüpheli subaylara Merkez Komutanlığı görevlileri de eşlik etti. Şüphelilerin ifadesi Özel Yetkili Savcılar Mustafa Bilgili, Kemal Çetin ve Cemil Tuğtekin tarafından alındı.

Muvazzaflar, savcılıkta ifade verirken aralarında Erol Özkasnak’ın da bulunduğu yedi emekli asker ise Emniyet’te sorgulandı. Dört muvazzafın sorgusunun tamamlanmasının ardından Emniyet’teki 7 şüpheli iki grup halinde adliyeye getirildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Reşit Çağın dün teslim olurken, emekli Albay Bülent Yanaşık’ın ise Emniyet’i arayıp teslim olacağını bildirdiği öğrenildi.

BÇG’nin beş belgesi soruldu

Emniyet’te şüphelilere Gölcük’teki aramalarda ele geçirilen, “Genelkurmay Başkanlığı Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı’nın logolarının bulunduğu gizli ibareli 6 Mayıs 1997 tarihli Batı Çalışma Grubu (BÇG) Batı Harekât Konsepti, 27 Mayıs 1997 tarihli Genelkurmay Başkanlığı Batı Eylem Planı, 10 Nisan 1997 tarihli BÇG belgesi, 4 Nisan 1997 BÇG Çalışma Grubu Oluşturulması ve 29 Nisan 1997 tarihli BÇG Rapor Sistemi” başlıklı belgeler gösterilerek, bu konularla ilgili bildiklerini anlatmaları istendi.

Çevik Bir, Özkök ve Çekirge ile görüştü

28 Şubat sürecinde medya yöneticilerini arayarak gazetelerin manşetlerini attırmasıyla gündeme gelen, soruşturmanın kilit isimlerinden Erol Özkasnak’a da belgeler gösterilerek, izah etmesi istendi. Ankara Barosu’ndan bir avukat nezaretinde sorgusu yapılan Erol Özkasnak’a, “28 Şubat’ta darbenin medya ayağını siz mi organize ettiniz?” sorusunun yöneltildiği öğrenildi.

Tüm şüphelilere savcılıktaki sorgularında da benzer sorular yönelltildi. Özkasnak’ın savcılıkta, isminin geçmediği tüm BÇG belgeleri “bilgim yok yanıtı verdiği öğrenildi. Özkasnak üç saat süren savcılık sorgusunda, “Refah-Yol hükümetini devirmek için medyayla işbirliği yaptınız mı?” şeklindeki sorular üzerine, soruşturmanın ilk dalga operasyonunda tutuklanan dönemin Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir’in adını verdi. Erol Özkasnak, “Çevik Bir, Sabah grubundan Fatih Çekirge ile Hürriyet grubundan Ertuğrul Özkök makamında ayrı ayrı görüştü. Ancak ben görüşmede yoktum. Görüşmeye dair bilgim yok” dedi. Erol Özkasnak dahil 11 şüpheli savcılık ifadelerinin ardından tutuklanmaları istemiyle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Gazetemiz baskıya girdiğinde şüphelilerin mahkemedeki sorguları devam ediyordu.

Çevik Bir namaz kılmadı, öyle bir talebi de olmadı

Darbe soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Orgeneral Çevik Bir’in Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduğu sırada beş vakit namaz kıldığı yönündeki iddialar yalanlandı. Ankara Emniyeti, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Çevik Bir’in namaz kıldığı ve müdürlerin özel odasında ağırlandığı hususunda yapılan haber tamamen asılsızdır. Gözaltına bulunan ve ibadet etmek isteyen şüphelilere bugüne kadar herhangi engellemede bulunmadık. Ancak Çevik Bir, habere konu olduğu gibi 3.5 gün boyunca beş vakit namaz kılmadı ve böyle bir talebi de olmadı.” Diğer şüpheliler Hüsnü Dağ, Salih Eryiğit ve Abdullah Kılıçarslan’ın da namaz kıldıkları iddiasını yalanlayan Emniyet’in açıklamasında, “Bu isimlerden bir tanesinin namaz kıldığı doğrudur” denildi.

Erhan Tuncel Nedim Şener’e konuştu!

Gazeteci Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davada azmettirici olarak yargılanan Erhan Tuncel, Nedim Şener’e konuşarak ailesinin Ermeni olmadığını söyledi.

Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinde azmettirici olarak yargılanan Erhan Tuncel, Dink ailesinin yaşadığı Bakırköy’e taşındı.

Bu duruma tepki gösteren Hrant Dink’in kardeşi Hosrof Dink, “Bu olay bana devletin bir mesajı gibi geliyor” dedi.

Posta gazetesinden Nedim Şener’e konuşan Erhan Tuncel, suikastin organize olduğunu savundu.

Eski polis muhbiri Erhan Tuncel, “Bu cinayet amatörce değil. 5-6 kişinin yapabileceği iş değil” diye konuştu.

YASİN HAYAL’İ HAFİFE ALMAYIN

Yasin Hayal’e suçlamalarda bulunan Tuncel, “Kendisi Ergenekoncudur, onu o kadar hafife almayın” dedi.

Kullanıldığını öne süren Tuncel, şöyle konuştu: “Vicdanım çok rahat. Keşke cinayeti duyduğum zaman hiçbir şey yapmayıp, yoluma yürüseydim. Şimdi olsa hiçbir şey yapmazdım, bildirmezdim. Olan olurdu, başım yanmazdı.”

Bundan sonra tıbbi plastik eldiven satarak geçimini sağlayacağını söyleyen Tuncel, ailesinin Ermeni olduğu iddialarıyla ilgili olarak, “Babaannem Ermeni değil. Ailem göç sırasında Ermeni komşunun kızını Elazığ’da evlat edinmiş, teyzem Ermenidir” dedi.

Barzani PKK’yı neden hedef aldı?

Terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak’taki varlığı, Barzani’nin bağımsızlık planları için tehdit mi oluşturuyor? Barzani’nin bu ani çıkışının nedeni ne?

Kamuoyu Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri mesut Barzani’nin “PKK silahı seçerse Kuzey Irak’ta kalmasına müsaade etmem” sözlerini konuşuyor.

Eş zamanlı olarak Başbakan Erdoğan da Katar’dan “PKK silah bırakırsa oprasyonlar durur” açıklamasını yaptı.

Peki bu açıklamalar neye işaret ediyor? Terör örgütü PKK’yı zor günler bekliyor mu? Kürt sorunu ve terör üzerine analiz yapan Radikal yazarı Cevdet Aşkın, bu çarpıcı gelişmeyi ele aldı. İşte o yazı:

“Türkiye’de iki gün temaslarda bulunan Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, PKK’nın silahlı mücadeleye devam etmesi halinde baskı, nasihat ve bütün yöntemlerle Kuzey Irak’ta kalmasına izin vermeyeceğini söyleyerek örgüte yönelik söylemini sertleştirdi.

PKK’nın Kuzey Irak’taki üs bölgelerini Kürt sorunu çözülmeden terk etmeyeceğini defalarca açıkladığı göz önüne alındığında bu ‘bütün yöntemlerle izin vermeme’ ifadesinin Peşmerge güçlerinin fiilen örgüte karşı savaşa sürülmesini de ima ettiğini söylemek gerekiyor.

BARZANİ NEYİ KASTETTİ?

Barzani ve Talabani’nin daha önce üstelik TSK ile koordineli biçimde PKK’ya karşı savaştığı ancak örgütü bölgeden çıkaramadığı ve Barzani’nin çeşitli kereler “Artık Kürtler arasında kardeş kavgası dönemi sona erdi” sözleri hatırlandığında Erbil’in yeniden aynı yönteme başvurabileceğini de ima etmesi ne anlama geliyor?

Barzani’nin söylemini sertleştirmesi ilk olarak Ankara’nın en son Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ağzından dile getirdiği “PKK’ya karşı daha etkili mücadele edilmesi” talebine karşılık geliyor.

İkinci olarak ve daha stratejik planda bu sertleşme, son zamanlarda çok sık olarak dile getirildiği gibi Irak merkezi yönetimiyle gerilim yaşayan Kürtlerin bağımsız devlet ilan etme niyetiyle örtüşüyor.

Bugün PKK varlığı nedeniyle TSK’nın Kuzey Irak’a düzenlediği operasyonlar Erbil tarafından Irak’ın toprak bütünlüğünün ihlali olarak değerlendirilirken bu operasyonlar bağımsız Kürt devleti ilan edildiğinde doğrudan kendi toprak bütünlüğüne yönelik ihlale dönüşecek. Diğer bir ifadeyle bağımsızlık ilanıyla Irak şemsiyesinin altına sığınma durumu sona eren Erbil’in Türkiye’nin PKK varlığını etkisiz hale getirme gerekçesiyle sınırlarının sürekli olarak ihlal edilmesi, Kürt devletinin bekasını riske sokacak. Dolayısıyla Barzani, böyle bir bağımsızlık ilanından önce – Olup olmayacağına ilişkin olarak Başbakan Erdoğan’ın “Irak’taki gidiş hayra alamet değil” sözlerini hatırlamak yerinde olur- PKK sorununu öyle ya da böyle çözüme kavuşturmaya stratejik olarak mecbur görünüyor.”